İlkokula Başlayan Çocuklara Nasıl Davranılmalı?

Bu yıl ilkokul 1´inci sınıfa başlama yaşı 72 aydan 66 aya çekildi. Kayıt yaptırılabilecek alt sınır da 60 ay olarak açıklandı. Aylar öncesinden 1.’inci sınıfa gidecek olan öğrenci velilerini bir telaştır aldı başınıgidiyor.

Buna göre 61 ile 66 ay arasındaki çocuklar, yeterli fiziki ve zihinsel gelişime sahipse velinin isteğiyle birinci sınıfa kaydedilecekler. 66 ay ise okula başlamada zorunlu yaş sınırı. 2012 Eylül sonu itibariyle 66 ayını dolduracak çocuklar, e-okul sistemiyle merkezi olarak kaydediliyor.

Okula başlama yaşı hesaplaması ise şu şekilde yapılacak:Çocuğun doğum tarihinden itibaren 66 ay sayılıyor. 30 Eylül 2012 de 66 ay doldu ise eylül ayında ilkokula başlıyor. Hatta velilerden “Benim çocuğum henüz çok küçük, bu sene göndermem” diyenlere bile esneklik gösterilmeyecek, çocuğunu okula göndermeyen velilere, günlük 15 TL ceza uygulanabilecek. Çocuğunu okula göndermemede ısrar eden velilere, ayrıca 500 TL ceza uygulanacak. Bakanlık e-okul üzerinden otomatik olarak yapılacak kayıtları da sıkı bir şekilde takip edecek.

Geçen yıl anaokulunda olan öğrencinin bu yıl ilkokul 1.sınıfa kayıt yaptırmasınıistiyoruz. Öyleyse oradaki okul şartlarını yeni okuluna taşımamız gerekmez mi? Okullarınsınıflarını,araç ve gereçleri beş, beş buçuk yaş çocukların eğitimine elverişli hale getirmeden bu yaştaki çocukları zorunlu eğitime zorlamamalıdır. Öğrenciler eğitime başlamak üzere ama ortada uygulamaya dönük endişeler halen devam etmekte…

Yaşanılan kaygılar 60–66 aylık yaş uygulamasından ziyade şartların oluşmamasındandır. Dikkat edilirse anne- baba ve uzmanların kaygıları yaş uygulamasından değil, yaşlara göre şartların oluşturulamamasındandır. Elbette her yaştaki çocuk eğitilebilir niteliktedir. Önemli olan hangi yaştaki çocuğa hangi eğitimi ve hangi ortamda verebileceğinizi bilmenizdir.

72 ayını tamamlayarak kaydı yapılan çocuklarda bile algılama ya da beceri sorunları yaşanabiliyor. Bedensel ve zihinsel gelişimleri tamamlanmadan 66 aylarını doldurmuş bile olsalar bu çocuklar birinci sınıfa gönderilmemeli. Çocuğun ileride zorlanma, bıkkınlık gösterme, okula gitmek istememe ve vb. sorunlar geliştirilmesine neden olunabilir…

Zaten her yıl çocuğunu daha önce anaokuluna göndermeyen birçok aile için okulun ilk günü kâbusa dönüşebiliyordu. Okul fobisi adını verdiğimiz, anne-babadan ayrılma endişesi yaşayan kendisine güveni az olan öğrencilerin genelde kaygı düzeyi çok yüksekti. Kendisine hiç sorumluluk verilmeyen, aşırı korumacı davranan ve bağımsız davranışgeliştirilmesine izin verilmeyen çocuklarda bu korku sıkça görülüyordu. Yaşlarıküçük olduğu için bu yıl bu durumla daha çok yüz yüze gelebiliriz.

Çocuk Nelerden Korkar?

Anne-babadan ayrı kalacak. 6–7 yaş çocuğundan bahsediyoruz. Artık oyun dönemi bitmiştir. Farklı bir sosyal çevre vardır. Orada babaanne, dede, vb. yok. Hiç tanımadığı yüzler var. Kimler var? Öğretmenler, hayatında görmediği çocuklar var. İşte bu yeni durum onları kaygılandırıyor. Bu da çok normal.

VELİLERE ÖNERİLER!

Tıpkı yetişkinler gibi çocuklar da yeni başlangıçlarda kaygılar yaşayabilirler, bunun son derece normal olduğunu unutmayın. Onların kaygısını anlayın ama bunu kendileriyle paylaşmayın.

Çocuğunuzun kafasındaki “okul” kavramını anlamaya çalışın ve gideceği okulun gerçekleriyle örtüşüp örtüşmediğini kontrol edin. Gideceği okulun var olan şartlarını anlatmaya çalışın.

Eğer bilmiyorsa, okulla ilgili genel bilgi verin.

Okula haftada beş gün gideceğini ve mutlaka akşam eve geri döneceğini ve bununla ilgili organizasyonu anlatın.

Okullar başlamadan önce mutlaka gideceği okulu gezmesini, görmesini ve mümkünse öğretmeni ile tanışmasını temin edin. Gerçi ilk güne kadar öğretmeni ile tanışma şansı bulamayabilir. Bazı okullarda ilk gün kura sistemi ile öğretmenleri belirleniyor.

Çocuğunuzu sabah, güler yüzle ve sarılarak uyandırın.

Giyinmesine ve dişlerini fırçalamasına yardımcı olun.

Kahvaltısını yaptırın.

Birlikte okula gidin.

Pencereden size ‘’ güle güle ‘’ demesini isteyin.

Çocuklar anne-babalarının ne hissettikleri konusunda duyarlıdır ve endişeliyseniz hemen anlarlar. Bu nedenle gülümseyin sakin bir ses tonuyla konuşmaya gayret edin.

Kaygılı ya da mutsuz olduğunuz yüzünüze yansırsa çocuğunuz şöyle bir mesaj alabilir:’’ Okula gitmemle ilgili annemi endişelendiren bir şey var.’’ diye düşünebilir. Bu da çocuğunuzun kaygısının artmasına neden olacak ve okulda yalnız kalmak istemeyecektir.

Tüm bu yaklaşımlar başarısızlıkla sonuçlanırsa okul Rehberlik Servisinden yardım almalısınız.

Anne-babalar, önce çocuğa kaygı ve endişelerini sormalı. Onu dinledikten sonra korkularının çok normal olduğunu, sadece onun değil her çocuğun bu tür kaygılar yaşayabileceğini anlatıp, çocuğu okula gitmesi için cesaretlendirmeliler. Zaten bu adaptasyon döneminde kaygılarıyüzünden ağlayan çocukların ailelerine bu sürede yanlarında olmaları için izin veriliyor. Yanlarına girsinler… Çocukları onları görsün. Güven gelsin.‘Okuldayım, korkunç bir yerde değilim. Ailem de beni yalnız bırakmıyor’duygusunu çocukları hissetsin…

Okula gitmekİstemiyorsa;

Çocuğun takvim yaşının yanı sıra fiziksel ve ruhsal gelişiminin okula başlamaya hazır olup olmadığı değerlendirilmeli ve tespit edilmeli. Bunun için Rehberlik Servisi, Rehberlik Araştırma Merkez’leri ve çocuk psikologundan yardım alınabilir. Bazı çocuklar daha geç olgunlaşıyor onun için 1 yıl daha beklenmesi gerekebiliyor.

Bunları söylemeyin!

· Çocuğunuza korkusunu yenmesi için ‘’ korkma’’ demeyin! Bu kendisinde okulun korkulacak bir yer olduğu fikrini oluşturabilir. Tıpkı ‘’ Korkma bak şimdi bu iğne hiç acıtmayacak’’ denildiğinde iğnenin acıtma hissi oluşturacağını düşündürmesi gibi.

· ‘’Merak etme ben koridordayım, seni asla bırakmam ’’ gibi sözler söylemeyin. Eğer çocuğunuz teneffüste sizi orada bulamazsa endişeye kapılarak, kendisini bıraktığınızı düşünerek ağlamaya başlayabilir. Çocuklar için en önemli şey güven duygusudur. Bu nedenle onlara tutamayacağınız sözleri vermemelisiniz.“Buralardayım”, “Ders bitince seni alacağım”, “Seni burada bekliyor olacağım göreceksin”, “Kapının yanında olacağım” gibi cümlelerle çocuk sakinleştirilmelidir.İlk günlerde anne-babaların çocuklarını okullarda yalnız bırakmamalarıçocukların güvenlerini kazanmaları açısından önemlidir.

· Kesinlikle başka çocuklarla karşılaştırıcı bir tutum içinde olunmamalı, başkaları “iyi örnek” olarak gösterilmemeli.’’ Bak Ali ne güzel duruyor, hiç ağlıyor mu?’’ gibi cümleler kullanılmamalıdır.

· Okulun ilk günlerinde de, sonrasında da okul ve öğretmenle işbirliği içinde olunmalı. Korku ve tedirginlik bir-iki haftadan uzun sürüyorsa, zaman kaybetmeden Rehberlik Servisine, yeterli çözüm bulunmazsa bu kez çocuk ruh sağlığı uzmanlarına başvurmak gerekir.

Seniha HATTATOĞLU

Uz. Psikolojik Danışman

Leave us a Comment

Sende Düşünceni Yazabilirsin. Bizim İçin Çok Önemli:

%d blogcu bunu beğendi: