Yabancı Ülkelerde Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi Nasıl Yapılıyor?

özel-yenekli-olabılır

ABD ve Kanada başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde, güneydoğu Asya’da , güney Afrika’da ve Avustralya’da üstün yeteneklilerin eğitimi 1960’lardan bu yana ivme kazanmıştır. Gerek ülkelerin farklı yapıdaki eğitim sistemleri ve gerekse eğitim ve üstün yetenek konusundaki felsefe ve yaklaşımları sebebiyle farklı ve son derece çeşitli uygulamalar ortaya çıkmıştır. Bu bölümde okuyucuya bir fikir vermek üzere seçilmiş bazı ülkelerden uygulama örnekleri verilmektedir. Uygulamalar merkezi ya da yerel eğitim otoriteleri, bağımsız okullar ya da merkezler, özel kuruluşlar, vakıflar ya da ana babaların ve eğitimcilerin kurduğu dernekler tarafından gerçekleştiriliyor. Tıpkı uygulamalardaki gibi bir çeşitlilik de üstün yeteneklilerin tanılanmasın da, yaşa ve üstün yetenek alanındaki duruma göre öğrencilerin dağılımında ve programların süresi ile veriliş biçiminde izlenmekte. Bazı ülkeler genel temel eğitim aşamasında örgün öğretimin bir parçası olarak üstün yeteneklilere eğitim vermekte.

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ VE KANADA

Üstün yetenekliler eğitiminin en çok tartışıldığı, kuramların, modellerin geliştirildiği, yerel, eyalet ve federal düzeyde pek çok uygulamanın gerçekleştirildiği ülkeler ABD ve Kanada’dır. Konunun gündemin ön sıralarında yer aldığı 1970’li yıllarda nispeten kolayca, yani mevcut uygulamalarda pek fazla değişiklik gerektirmeden üstün yeteneklilerin sorunlarına getirilebilecek ilk çözüm olarak hızlandırma akla gelmiştir. Hızlandırma çocuğun kronolojik yaşını değil, akademik hazır bulunuşluk durumunu dikkate alan bir çözümdür. Hızlı gelişen, çok çabuk öğrenen, yaşıtlarının bir kaç yaş üstünde performans gösteren çocukların normal gelişim hızını izleyen akranları ile aralarını bekleyerek gelişimlerinin önünün kapanması haksızlık olarak yorumlanmıştır. Bu tür sınıf atlama, ders atlama, kredilendirme gibi uygulamalar, çıkan sorunlara çözüm aramak amacıyla değiştirilip dönüştürülerek farklı çözümlere ulaşılmıştır.

Davis ve Rimm’in ( Davis & Rimm, 1998; pp.103-145) hızlandırma ve zenginleştirme-yetenek gruplarını ayırma başlığı altında sıraladığı uygulamalar şöyle özetlenebilir: Anaokuluna ya da ilkokula erken başlama, sınıf atlama, sınıf atlamayıp bazı dersleri üst sınıflardan alma, ortaokul ya da liseye erken başlama, yalnızca sınavına girerek bir dersten kredi alma, lisede iken yükseköğretim programlarına katılma, yükseköğretimde uzaktan öğretim programlarına katılma ve üniversiteye erken başlama.

Hızlandırma programları olumlu ve olumsuz yanları ile üzerinde çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. Yapılan araştırmalardan ve okulların deneyimlerinden çıkarılan sonuç, uzman kişilerce ve dikkatli yapıldığı, uygulamada deneme devresi konularak artı ve eksilerin iyi izlendiği durumlarda hızlandırmanın üstün yetenekli çocuğun lehine çalıştığı yönündedir. VanTassel-Baska ( VanTassel-Baska, 1986), her düzeydeki akademik hızlandırmanın üstün yetenekli çocuklarda şu özelliklen geliştirdiğini söylemektedir:

  • Motivasyonun ve okul başarısının ve kendine güvenin artması
  • Zihinsel tembellikten uzaklaşma
  • Mesleki eğitimi daha erken yaşta tamamlama
  • Yükseköğretim maliyetinin düşmesi

Üstün yeteneklilere hizmet sunan bazı programlar arasında yatılı üstün yetenekliler okulları, Internatioal Baccalaureate IB (Uluslararsı Bakalorya), Study of Mathematically Precocious Youth and Talent Search SMPY ( Matematikte Üstün Yetenekli Geçlerin incelenmesi ve Yetenek Havuzu Oluşturma Projesi) gibi seçenekler de yer almaktadır. Üstün yetenekliler için Lousiana, Indiana, llinois, Texas ve Güney ve Kuzey Carolina’da açılan okullar, matematik ve fen ağırlıklıdır. Bu okullar üniversite kampüslerinde yer almakta ve seçilerek kabul edilen öğrencilerine zengin bilim ve sanat olanaklarının yanısıra çeşitli sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler sunmaktadır. Uluslararsı Bakalorya Programı da içinde ülkemizin de bulunduğu pek çok ülkede üstün akademik performans gösteren öğrencilere iki yıllık iddialı bir program sunmaktadır. Uluslararası saygınlığı ve kabul görmüşlüğü olan IB diplomasını alabilmek için, öğrenciler merkezi yazılı sınavlardan geçmek ve bağımsız bir özgün araştırma raporu sunmak zorundadır. John Hopkins Üniversitesinde kurulmuş olan Center for Talented Youth CTY, öncelikle yedinci sınıftaki çocuklar arşından matematikte çok üstün başarı gösterenleri yakalamak amacıyla yola çıkmıştır. Programa seçilen öğrenciler, yaz programına katılmakta ve matematikte hızlandırmaya yönlendirilmektedir. CTY başka ülkelerde de, örneğin irlanda’da Dublin Üniversitesi’nin mali desteği ile benzer bir merkezin kurulmasında (Ireland Center for Taleted Youth ICTY) işbirliği yapmaktadır. (Gilheany, 1995; pp: 200-209)

Davis ve Rimm’in yukarıda sözü edilen sınıflamasında zenginleştirme ve gruplama başlığında bir dizi etkinlik yer almaktadır. Genel olarak tüm zenginleştirme etkinliklerinin amacı şöyle özetlenmektedir.(Davis & Rimm, 1998; pl 22)

  • Temel becerilerde yaşa değil, ihtiyaca bakarak erişiyi yükseltme
  • Mevcut müfredat programının ötesine geçen içerik ve kaynaklar
  • Çeşitli disiplin ve konulara açılma
  • Derinlemesine incelemeler de dahil olmak üzere öğrencinin kendi seçtiği içerik üzerinde çalışması
  • Kuramla, genellemeler ve uygulamaları içeren karmaşık ve üst düzey konular
  • Yaratıcı düşünme ve problem çözme
  • Üst düzey düşünme becerileri, kritik düşünme, kütüphane ve araştırma becerileri
  • Kendini anlama ve ahlak gelişimini de içeren duyuşsal gelişim
  • Akademik motivasyonun, kendini yönlendirme becerilerinin gelişimi; mesleki beklentilerin yükselmesi.

Bu amaçlara yönelik etkinliklerden en yaygın olarak kullanılanların başında bağımsız inceleme, bilimsel araştırma ve sanatla ilgili projeler gelmektedir. Bunlar genel eğitimin bir parçası olarak okul ya da öğretmenlerce yönlendirilen etkinliklerdir. Okulun içinde ya da dışında öğrenme merkezleri, matematik merkezi, bilim merkezi, sanat merkezi, öğrenme kaynakları merkezi devreye sokulabilir. Geziler, Cumartesi Programları, yaz okulları, müzik, dil, sanat ve bilgisayar kampları da zenginleştirme kapsamında anılmaktadır. En etkili zenginleştirme yollarından birisi yetişkin usta öğreticilerin (mentorların) devreye sokulmasıdır. Okul ya da aile tarafından seçilen bu usta profesyonel kişiler, çocuğa yalnızca ellerinin altındaki işi en iyi nasıl yapacaklarını öğretmekle kalmayıp, onların kişilik gelişimine, çalışma disiplini ve uygun alışkanlıklar geliştirmelerine ve sürecin paylaşılmasından zevk almalarına varan katkılarda bulunabilmektedir.

Her ne kadar üzerinde tartışılmış olsa da üstün yeteneklilerden oluşan farklı gruplamalar ABD’de de yaygınlık kazanmaktadır. Bunlar üç ana başlık altında şöyle özetlenmektedir ( Davis & Rimm, 1998; p]36):

1. Tam zamanlı homojen sınıflar

Magnet okullar
Üstün yetenekliler için özel okullar
Özel kurumların açtığı okullar
Okul-içinde-okul uygulamaları

2.Tam zamanlı heterojen sınıflar

Normal sınıfla birleştirilmiş başka sınıf öğrencileri
Normal öğrencilerle birleştirilmiş üstün yetenekliler grubu
Normal öğrenciler arasına katarak farklılaştırılmış öğretim sunma

3.Yarı-zamanlı ya da geçici gruplamalar

Dersten çıkarıp başka mekana götürme
Kaynakların bulunduğu mekana götürme
Özel sınıflar
Klüp etkinlikleri
Sınıf birincilerine (onur öğrencilerine) özel programlar

ABD’de okulların ve merkezlerin yanısıra ana-babaların oluşturduğu destek grupları, dernek ve vakıflar da üstün yeteneklilere yönelik yaz okulları, “mentor” larla çalışma ve zenginleştirme programları gibi etkinlikler düzenlemektedir. Bu tür kuruluşların önde gelenleri arasında Council for Exceptional Children (Üstün Yetenekli Çocuklar Konseyi), National Association for Gifted Chidren ( Üstün Yetenekli çocuklar Derneği) ve MENSA bulunmaktadır. Ayrıca, Connecticut Üniversitesinde konuşlanan ve ABD Eğitim Departmanı Eğitim Araştırma ve iyileştirme Ofisine bağlı bir National Research Center on the Gifted and Talented (Ulusal Üstün Yetenekliler Araştırma Merkezi) vardır. Bu merkez, ülke çapında politikalar geliştirmek, kuramsal ve uygulamalı araştırmaları desteklemek ve yönlendirmek; bilginin toplanmasını, işlenmesini ve yayın yoluyla dağıtımını sağlama öncü ve deneysel uygulamalara fırsat vermek gibi işlevlerinin yanısıra, üstün yeteneklilere yönelik zenginleştirme etkinlikleri de düzenlemektedir.

ABD’de bazı üniversiteler bünyesinde araştırma, eğitim etkinlikleri ya da öğretmenlere hizmet-içi eğitim sunan merkezler vardır. Bunlar arasında Connecticut Üniversitesi’nin CONFRATUTE Programı, Perdue Üniversitesi’nde GERI Giftt Education Research Institute (Üstün Yetenekliler Araştırma Enstitüsü), College William & Mary ‘de Centerfor Gifted Education (Üstün yetenekliler Merkezi), University of Washington’da Center for Capable Youth (Yetenekli Gençler için Merkez), sayılabilir.

RUSYA

Günümüz Rusya’sının üstün yeteneklilerle ilgili başarılı çalışmalarının kökenleri 1950’li yıllarda o dönemin Nobel ödüllü bilim adamlarının öncülüğünde kurulan iki tür okula dayanmaktadır. Birinci tür okullar bölgedeki tüm ortaokul öğrencileri arasından matematik, fizik, kimya, biyoloji ve informatik dallarını ayrı ayrı seçilen ve lise düzeyinde eğitim alan öğrencilere yöneliktir. Bu okullar Moskova, Leningrad, Kiev ve Novosibirsk’teki Bilim Kentinde üniversite yerleşkelerınde kurulmuştur. Üniversitelerdeki en saygın bilim adamları bir yandan da bu gençlere ders vermektedir. Çevrenin tüm olanakları ve çocukların sorunları ile ilgili danışma merkezleri eğitimin hizmetindedir İkinci tür okullar ise yabancı dil, müzik, folklör, edebiyat ve felsefe eğitiminde yoğunlaşmıştır. Bunların en ünlüleri arasında Gnesin Müzik Okulu, Stragonov Sanat Okulu ve Leningrad Bale Okulu’dur (Grigorenko & Clinkenbeard, 1994). Sovyet dünyasının bilim ve sanatta olağanüstü performans sergileyen önderlerinin çoğu bu okullarda yetişmiştir.

AVRUPA

Avrupa’da üstün yetenekliler eğitimi Amerika’ya kıyasla daha yavaş ve daha az deneysel bir biçimde gelişmektedir. Uygulamalar tıpkı ülkelerin eğitim felsefeleri ve sistemleri gibi büyük farklılıklar göstermektedir. Örneğin çok küçük nüfusa sahip olmakla birlikte kişi başına düşen gayri safi milli hasılası (GSMH) ve öğrenci başına eğitime ayırdığı para çok yüksek olan isveç. Norveç, Danimarka’da üstün yetenekliler için ayrı okul ve programlar yoktur. Ancak öğretim çok küçük yaşlarda başladığı ve uzmanlaşmış öğretmenlerle bireyselleşmiş öğretim yapılmakta olduğu için üstün yeteneğin kaybolması ya da heder olması gibi bir sorun da yoktur. Bir başka deyişle, üstün yetenekliler de tüm öteki özel eğitim gerektiren öğrenciler gibi ihtiyaç duydukları farklı eğitimi genel öğretim içinde rahatlıkla alabilmektedir.

Bunun tersine bir konumda bulunan, yani nispeten kalabalık nüfusa ve daha az mali kaynakların aktarıldığı İspanya, Portekiz, İtalya gibi ülkelerde üstün yeteneklilerle ilgili araştırma ve uygulamalar yok denecek kadar azdır. (Freeman, 1992). Benzer bir sınırlı etkinlik Fransa ve Belçika için de söz konusudur.

Doğu Avrupa ülkelerinde 1990 öncesinde tıpkı SSCB’de olduğu gibi, özellikle matematik, fizik, kimya, biyoloji ve informatik alanlarında üstün yetenekliler için özel lise düzeyinde okulların yanısıra, dil, güzel sanatlar ve spor dallarında çeşitli yaş gruplarının özel olarak eğitildiği kurumalar mevcuttu. Bu okullar varlıklarını büyük ölçüde sürdürmektedir.

İngiltere’de öğrencilerini seçerek alan ünlü ve geleneksel okullarda üstün yetenekliler için ayrıca hızlandırma ve farklılaştırma uygulamaları yapılmaktadır. Tamamen üstün yeteneklilere yönelik iki okul ile çok sayıda müzik ve güzel sanatlar programları genel eğitime paralel yürütülmektedir. Ayrıca Yehudi Menhuin Müzik Okulu, Kraliyet Balo Okulu ve Koro okulları gibi bağımsız okullar da bulunmaktadır. 1989’da velilerin önayak olması ile kurulan National Assodatıon of Gifted Children (NAGC) yaz okulları ve hafta sonu zenginleştirme programlan düzenlemektedir, ingiltere’deki genel eğilim de iskandinav ülkeleri gibi genel eğitim içinde esnek ve erişilebilir olanaklarla üstün yeteneklileri kaynaştırma yönündedir. Bu amaca hizmet eden National Association for Curriculum Enrichment (Müfredat Zenginleştirme Ulusal Derneği) NACE yıllardır öğretmenlerin yetiştirilmesi ve öğrenme malzemelerinin hazırlanmasında etkin bir rol oynamaktadır. (George, 1992)

Almanya’da birleşme öncesinde üstün yetenekli çocuklarla ilgili ilk girişim, 1978’de bir grup veli ve psikologun kurduğu Geselshaft für das hochbegabte Kind(DGfhK) Üstün yetenekli Çocuklar Alman Derneğidir. Bu kuruluş da hem kamuoyunun ilgisini konuya çekmiş hem de okul dışı zenginleştirme etkinlikleri düzenlemiştir. Çoğu bir üniversite ya da okulla işbirliği yapan Federal hükümetten ve özel vakıflardan destek alan bir çok araştırma merkezi kurulmuştur. Almanya’da bünyesinde seçilmiş üstün yeteneklileri barındıran tek okul 1981’den bu yana etkinliğini sürdüren Braunschweig’tadır. Doğu ile birleşmeden sonra özel yetenekliler okullarının sayısı onbire yükselmiştir. (Urban S Sekovvski, 1993)

Hollanda’da Nijmegen Üniversitesinde son derece etkin biçimde çalışan bir Center for the Gifted (Üstün Yenekliler Merkezi ) bulunmaktadır. Merkezi Bonn’da bulunan ve büyük ölçüde Alman Federal Hükümeti tarafından mali olarak desteklenen European Council for High Ability ECHA ( Avrupa Üstün Yetenekliler Konseyi) kurulduğu 1987’den bu yana son derece etkili çalışmalar gerçekleştirmiştir. Konseyin düzenli olarak çıkardığı bir bilimsel dergi, bir haber bülteni ve pek çok kitap bulunmaktadır. Merkezi Portekiz’de yer alan EUROTALENT ve Almanya’da kurulan ABB’de üstün yetenekliler konusunda etkinlik gösteren kuruluşlardır. İngiltere’de National Association for the Gifted Children, Almanya’da Gesellshaft für das hochbegapte Kind, İrlanda’da trosh Association for the Gifted, Fransa’da Association Nationale pour les Enfant Intellectuellement Precoces, İsveç’te Elternvereinigung hochbegabter Kinder Hollanda’da PHAROS, ve İspanya’da Asociacion para el Dessarollo de la Creatividady Talento, gibi üstün yeteneklilerin anne babalarının kurduğu dernekler konuyu gündeme getirmede ve yetkilileri yönlendirmede son derece önemli roller üstlenmiştir,

DİĞER ÜLKELER

Üstün yeteneklilerin eğitim gündeminin öncelikli konuları arasında yer aldığı ülkeler arsında Avustralya ve Yeni Zelanda sayılabilir. Her ne kadar uygulamalar özellikle Avustralya’da eyalet ya da bölge düzeyinde çeşitlilik gösterse de üstün yeteneklilere yönelik etkinlikler gittikçe yaygınlaşmaktadır. Kısa başlıklarla bu faaliyetler, sınıf ortamında zenginleştirme, bir kaç okuldan gelen çocukların oluşturduğu gruplar (cluster groupings), PEAC Primery Extenston and Challenge programı gibi farklı ilgi alanlarını daha da öte öğrenmelere götüren programlar, okul dışında kurulan Özel ilgi merkezleri, özel üstün yetenekliler okulları ve hızlandırılmış eğitim ile ek programlar olarak sıralanabilir (Bragget, 1993). Eyalet düzeyinde kurulan üstün yetenekliler dernekleri ile araştırma merkezleri, müzeler, üniversiteler ve vakıflar üstün yetenekliler için programlar hazırlamaktadır. Çok sayıda araştırma merkezinde bu konuda yapılan çalışmalar dünya çapında yankılar uyandırmaktadır Üniversiteler öğretmenlere “üstün yetenekliler öğretimi” serfikifası ile lisanüstü düzeyde master ve doktora programları sunmaktadır (Frydenberg & O’Mullane 2000),

Üstün yetenekliler eğitiminin en ciddeye alındığı ve hem kuramsal hem de uygulamalı pek çok çalışmanın yapıldığı ülke İsrail’dir. Konunun bir ulusal öncelik olarak görüldüğü bu ülkede ülkeyi yönetenler en değerli ulusal zenginliklerinin yetenek olduğuna inanmakta ve bunun gereğini yerine getirmektedir. 1970’lerde Eğitim Bakanlığı bünyesinde bir “Üstün Yetenekliler Müdürlüğü” kurulmuş ve bu kuruluş günümüze gelinceye kadar yapılan tüm etkinlikleri koordine etmiş, gelişmiş ülkelerdeki öncü kuruluşlar içerisinde yer alarak etkili programlar yürütmüştür. Aynı yıllarda Tel Aviv’de ilk tam zamanlı üstün yetenekliler okulu açılmıştır. Güzel sanatlara yönelik okulların yanısıra genel zekâya öncelik verilmektedir. Diğer ülkelerde de gözlenenler benzer, hızlandırma, zenginleştirme, okul dışı etkinliklerin yanısıra “Bilim ve Sanat Merkezleri” yetenekli çocukların biraraya gelip üreticilik ve yaratıcılıklarını geliştirdikleri yerler olarak ayrı bir önem taşımaktadır. Ayrıca liseyi bitiren tüm kız ve erkek öğrencilerin katılmak zorunda olduğu askerlik hizmeti kapsamında, zekâ testinden en yüksek puan alan % 5 ‘lik bir grup askerlik eğitiminin yanısıra özel bir bilgi ve yetenek geliştirme programı olan TALPİOT programına alınmaktadır. Böylece okul sırasında gözden kaçmış üstün yetenekliler bir fırsat yakalamakta, zaten özel eğitimden geçmiş olanlar da ileride üstlenebilecekleri ve yeteneklerine uygun görevler için eğitilmektedir. Bu programlarda başarılı sayılmak için zekânın yetmediği, çok çalışma, özveri, sabır ve bir amaca bağlanma gibi özelliklerin de beklendiği ifade edilmektedir ( Milgram, 2000).

ÜLKEMİZDEKİ UYGULAMALAR

Ülkemiz, 1970’lerde hızlanıp, gelişmiş pek çok ülkede yaygınlaşarak özel eğitimin çok ötesinde genel ve temel eğitim aşamalarında olağan programların bir parçası haline gelen üstün yetenekliler eğitimi konusunda, tıpkı eğitimin öteki konularında olduğu gibi çağın standartlarının altında bir durum sergilemektedir. Oysa, tarihteki en uzun soluklu ve etkili üstün yetenekliler okulu olan Enderun’u kuran Osmanlıların torunlarından, yetenekli ve yetişmiş lider kadrosunun bir ülkenin yönetiminde ne denli önemli olduğunu iyi bilmeleri beklenirdi. 1960’lada başlayan cılız çabalar 1990’larda tekrar alevlenmiş, ancak dünyadaki gelişmenin tersine, bazı kişi ve vakıfların girişimleri, velilerin çabaları ve birkaç eğitimcinin gayreti Milli Eğitim Bakanlığı’da ve genel olarak eğitim çevrelerinde bu konuda gözlenen tutuculuğu kıramamıştır. Bu bölümde Enderun kısaca özetlenmekte ve ülkemizdeki bir kaç sonuçsuz çaba gözden geçirilmektedir.

ENDERUN: ÜSTÜN YETENEKLİLER İÇİN SARAYDA BİR OKUL

Enderun, 15. Yüzyılın ortalarında Sultan II. Murat tarafından başlatılmış, daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yeniden düzenlenerek imparatorluğun üst düzey yönetimini ve idari mekanizmanın yürütülmesini üstlenecek kadroların yetiştirilmesini sağlayan bir kurum olarak ülkeye dört yüzyıldan uzun bir süre hizmet vermiştir. Miller’e (Miller, 1941) göre Osmanlı sultanlarının ana amacı, ülkenin yönetimini üstlenebilecek nitelikteki üstün ve istisnai yeteneklerin keşfedilmesi ve yetiştirilmesi idi. Bu seçme, eleme, uygun pozisyonlara göre yetiştirme işi son aşaması Enderun olan uzun bir süreci gerektiriyordu.

Enderun’daki eğitim ilkeleri kısmen Plato’nun Cumhuriyet’inde öne sürdüğü fikirleri, kısmen de Rönesansın etkisini çağrıştırır. Günümüz ölçülerine göre çoğu son derece çağdaş olan ve yaygın kabul gören bu özellikler şöyle sıralanabilir (Akarsu, 1992):

*Öğrencilerin genel ya da özel yeteneklerine göre seçimi
*Beşeri bilimleri, doğa bilimlerini, matematiği, beden eğitimini ve meslek eğ
timini kaynaştıran dengeli bir müfredat programı
*Bedenin sağlıklı gelişiminin uzun süre ve sistematik bir biçimde sağlanması
*Müziğe, özellikle şarkı söylemeye verilen önem, müzikle matematiğin ilişkilendirilmesi
*Öğrenciye ilgi ve yeteneğine göre alan seçme özgürlüğü
*Öğrenme ve yaşama ortamlarının çakıştırılması
*Ödül ve cezaya dayalı bir liyakat sistemi

Enderun’un müstakbel öğrencileri, yani devşirmeler çoğunlukla istanbul’u batısında kalan illerdeki tebaların çocukları arasından ve bu konuda yıllarca edindikleri tecrübe ile uzmanlaşmış bir ekip tarafından seçilirdi. Aday gençlerin soylu ya da önde gelen ailelerin tercihan ilk çocuğu olmasına, sağlıklı , güzel ya da yakışıklı olmasına, yaşlarının 12-16 arasında olmasına ve zeki ve yetenekli olmasına özen gösterilirdi. Devşirme seçmeye yılın belli mevsimlerinde gidilir ve bu işler bir kaç ay sürerdi. Daha sonra devşirmeler dil, din ve kültür öğrenmek üzere Türk ailelerin yanına verilir, oradan da Edirne’de ya da Galatasaray’daki hazırlık okulu na gönderilirdi. Bu okulların süresi 6 ya da 8 yıl arasında olur, bu sürenin sonunda öğrencilerin bir kısmı orduda ya da devletin çeşitli kuruluşlarında görevlendirilirdi. içlerinde en yetenekli ve güzel olanlar (Osmanlıda yüzü güzel olanın ruhunu da güzel olacağına inanılırdı), yani öğrencilerin %30’u Enderun’a gönderilire Buradaki eğitim 8-10 yıl sürer, mezunlar alanlarına ve performanslarına uygu pozisyonlara yerleştirilirdi. Üst düzey devlet ordu yönetiminde bulunanların yakllaşık % 75’i Enderun mezunuydu ( Uzunçarşılı, 1945).

Enderun beşeri bilimler, savaş sanatı ve mesleki eğitimden oluşan bir üçlü sacayağı modelini sergiler. Beşeri bilimler programında tüm öğrenciler için zorunlu olan Türkçe, Arapça, müzik ve Kur’an bulunurdu. Seçmeli dersler arasında ise; Farsça, Türkçe ve Farsça edebiyat, Arapça dilbilgisi, islamla ilgili çalışmalar, hukuk, tarih ve matematik gibi dersler yer alırdı. Savaş sanatları içinde okçuluk, güreş, koşu, uzun atlama, halter ve savaş oyunları seçenekleri sunulurdu. Enderun’da öğrenilen meslekler doğrudan saray hizmetine yönelik olarak orduda, (commisserat), hazinede ya da sultanın odalığında göreve götüren bilgi ve becerileri içeriyordu (Baykal, 1953).
Enderun mezunları yetenekleri, eğitimleri ve üstlendikleri görevler itibarı ile yüzyıllar boyunca içinde yaşadıkları toplumun seçkin ve güzide elemanları olarak Osmanlı imparatorluğunun güvencesi olmuşlardır. Gerileme dönemi ile başlayan çöküş, zaman içinde Enderun’u da etkilemiş, yetenek seçimi yerine, üst düzey görevlilerin çocuklarını okula alma; liyakat yerine kayırma; nitelikli öğretim personeli yerine taraftar hocalar getirme gibi uygulamalar yaygınlaşmış ve buna bağlı olarak da Enderun’da eğitim düzeyi düşmüştür. Tüm bunlara rağmen, bazı yazarlar son dönemlerinde bile Osmanlı imparatorluğunun gücünü büyük ölçüde Enderun sayesinde sürdürdüğünü düşünmektedir (Miller, 1931).

GÜNÜMÜZDEKİ UYGULAMALAR

Üstün yeteneklilerle ilgili ilk deneme 196O’lı yıllarda Ankara’da özel sınıflar ve türdeş yetenek sınıfları uygulamaları ile başlamıştır. Özel sınıf denemesi Ergenekon ilkokulu’nda çevre okullardan seçilen ve IQ düzeyleri o günün ölçme araçlarına göre 125 ve üstü olan öğrenciler ayrı bir sınıfa toplanarak onlara zenginleştirilmiş bir program uygulanmıştır. Ancak deneme, ortaokul düzeyinde de sürecek biçimde planlanmış olduğu halde yarıda kesilmiş, bu sınıftan çıkan öğrencileri gene döneminde öğrencilerini seçerek alan Maarif Koleji kabul etmiştir (Davaslıgil, 2000). Uygulamanın kapatılmasının sebebinin, üst düzey bürokratların kendi çocuklarının yetenek düzeyi yeterli olmasa da bu sınıflarda yer alması için yaptığı baskılar olduğu söylenmektedir. Türdeş okullar uygulaması da aynı dönemde Ankara’daki üç okulda başlatılmış, ancak beş yılın sonunda herhangi bir değerlendirme yapılmadan sona erdirilmiştir.

Cumhuriyet dönemindeki ikinci üstün yetenekliler atağı, iki girişimcinin okul açma çabası, yurt dışında hızla yaygınlaşmakta olan üstün yetenekliler eğitimi rüzgarının Türkiye’ye ulaşması ve üstün yeteneklilerin anne babalarının çabaları ile ortaya çıkmış, ancak on yıllık bir mücadelenin sonunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu çabaları kösteklemesi yüzünden ciddi bir etki gösterememiştir. Bu sonuçsuz çabalar şöyle özetlenebilir:

1990’da Sezai Türkeş, ailesinin maddi gücü onları okutmaya yetmeyecek üstün yetenekli çocukları yetiştirmek amacıyla, müteveffa eşinin adına tamamen yatılı ve parasız bir okul kurmak üzere İnanç Vakfı’nı kurmuştur. Vakıf üç yıl boyunca okulun mimari projesinin ABD’nin bu konuda önde gelen bir firması ile hazırlanması, okul yerleşkesinin inşaatı; özel zenginleştirilmiş ve farklılaştırılmış yedi yıllık müfredat programının Türk bilim adamları ve eğitimcileri tarafından geliştirilmesi; özgün bir öğrenci seçim sisteminin yaratılması, okulun donanım, malzeme ve yönetim sistemleri açısından donatılması ile uğraşmıştır. İnanç Lisesi’nin ilk 30 öğrencisi 1993 yılında Bayramoğlu’ndaki geçici tesislerde öğretime başlamış, daha sonra 1994’de Gebze’deki İnanç Öğrenme Köyü’ne taşınmıştır. Eğitim öğretim dili İngilizce olan ve ilkokul beşinci sınıfı bitiren öğrencilerini ülke çapında yapılan dört aşamalı bir seçim yöntemi ile seçen liseye her yıl 30-32 öğrenci alınmış, yurt dışından ve içinden seçilmiş nitelikli öğretmenlerle üstün yeteneklilere uygun zenginlik ve çeşitlilikte etkinlikler düzenlenmiştir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, okulu bir üstün yetenekliler okulu olarak kabul etmemiş, hazırlanan programları onaylamamış, okulu Anadolu lisesi statüsüne indirgemiştir. Sekiz yıllık eğitime geçiş sürecinde okulun ortaokul bölümü Bakanlıkça kapatılmış, milyonlarca ABD dolarına malolan yatırım sıradan bir anadolu lisesine dönüştürülmüştür. Lisenin kuruluş hazırlıkları ile operasyonu sırasında gelişmeye başlayan üstün yeteneklilerle ilgili araştırmaların, yaratılan kamuoyu ve ilginin, okulla birlikte eridiği, bu vesile ile dünyada saygın bir yer edinen ülkemizin (Akarsu 1991) üstün yetenekliler eğitimi konusunda güç kaybettiği gözlenmektedir. Okulun kuruluş çalışmaları sırasında Vakıf, daha önceki bölümlerde sözü edilen kuruluşlardan Üstün Yetenekliler Dünya Konseyi (WQ3TC) ve Avrupa Üstün Yetenekliler Konseyi (ECHA) ile ilişkiler kurmuş; bir süre ECHA’nın Türkiye temsilciliğini yürütmüş, hatta yeni kurulmakta olan Okullar Bölümü’nün kurucu üyeliğini yapmıştır. Vakıf, 1991’de uluslararası bir üstün yetenekliler paneli düzenlemiş, Bakanlık yetkilileri de dâhil olmak üzere çok sayıda eğitimcinin bu konuda yurt dışında ve yurtiçinde seminerlere, toplantılara katılmasını sağlamıştır.

1991-92 öğretim yılında açılan İstanbul’da Yeni Ufuklar Koleji, normal üstü zekâya sahip öğrencileri seçerek özel üstün yetenekliler eğitimini hedefleyen bir özel okuldur. Bu okula da Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özel eğitim kurumu statüsü verilmemiştir. Bu okul da yurt dışı kuruluşlarla ilgili kişilerle bağlantılarını sürdürerek, ülkemizde konunun önemini vurgulamaya çalışmaktadır. WCGTC’nin 13. dünya konferansı, A Challange forthe new Millanium (Yeni Binyıla Meydan Okuma) başlığı altında bu okulun ev sahipliği ile 26 Ağustos’ta İstanbul’da gerçekleşmiştir.

Bir grup anne baba ve üstün yeteneğin geliştirilmesine gönül vermiş bilim adamı, eğitimci ve işadamı 1993 yılında İstanbul’da Türkiye Üstün Yetenekli Çocuklar Eğitim Vakfı’nı kurmuştur. Vakıf, bir süre bazı özel okullarla işbirliği yaparak, üstün yetenekli çocuklara ek zenginleştirme ve farklılaştırma olanakları yaratmaya çalışmışsa da, eğitimcilerin ve Bakanlığın konunun önemine inanmaması ve yeterli esnekliği gösterememesi yüzünden bu denemeden vazgeçmiştir. Konuyla ilgili bilimsel toplantılar düzenleyen, panellere katılan ve ilgili diğer kişi ve kuruluşlarla işbirliği yapan Vakıf, son yıllarda üstün yetenekli çocuklara okul dışı zenginleştirme etkinlikleri sunmaktadır. Akkanat’ın (Akkanat, 1999) aktardığına göre, bunlar arasında satranç, disiplinler arası fen, plastik sanatlar, yaratıcı drama, izcilik, botanik, müzik, bilgisayar, fotoğrafçılık, arkeoloji sayılabilir. Çocuklara katılım belgesi veriliyor ve gerekirde bir üst düzey etkinlikler düzenleniyor. Maddi durumu uygun olmayanlara destek sağlayan Vakıf, anne baba ve öğretmenlere yönelik seminerler de hazırlıyor.

Anaokulu düzeyinde üstün yeteneklilerle ilgili girişimlerde bulunan Petek Çocuk Evi bir yandan üstün yeteneklileri tanılamaya ve onlara yaş gruplarına kıyasla hızlandırılmış ve zenginleştirilmiş yaşantılar sunmaya çalışırken bir yandan da bu çocukların ana babaları ile özel eğitim programları sürdürüyor, İngiltere’den NAGE gibi çeşitli yurt dışı kuruluşlardan bilgi ve deneyim desteği alan okul, konu ile ilgili bilimsel toplantılar ve paneller de düzenleyerek ülkemizdeki çabalara katkıda bulunmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığının üstün yeteneklilerle ilgili birimi olan Özel Eğitim Genel Müdürlüğü, 1995’de maddi desteği sağladıkları bir aile ile Yasemin Karakaya Bilim ve Sanat Merkezi’ni ilköğretim çağı çocuklarının eğitiminin geliştirilmesi amacı ile açmıştır. Gardner’in Çoklu Zekâ kuramı doğrultusunda genel eğitime destek niteliğinde bazı etkinliklerin ders saatleri dışında yürütüldüğü ifade edilmektedir.

1996’da bilim ve sanat merkezleri fikrini geliştirerek yaygınlaştırmaya çalışan Özel eğitim Genel Müdürlüğü, İstanbul için bir model arayışına başlamış ve bunun sonucunda amacı, yapısı ve işleyişi açısından özgün bir model geliştirilmiştir. Farklı yetenek alanlarından seçilen temel eğitim çağı öğrencilerinin oluşturacağı ve bir proje lideri (mentor) ile birlikte 68 kişilik gruplarla gerçek yaşam ve sorun ortamlarında gerçekleştirilecek proje temelli öğrenmeye dayalı bu model, dört yıllık hazırlık çalışmasına ve yıllarca süren öğretmen seçme ve hizmet içi eğitim faaliyetlerine rağmen hayata geçirilememiştir. İstanbul Bilim ve Sanat Merkezi ve önerilen model yurt dışında ilgi görmüş ve modeli anlatan bir makale WCGTC’nin uluslararası nitelikteki dergisinde yayımlanmıştır.(Akarsu, 2000). Benzer bir ilgi Bayburt ilinden gelmiş ve model sınırlı çevre koşullarına rağmen 1998-1999 öğretim yılında Bayburt’ta uygulanmaya başlamıştır. Özel Öğretim Genel Müdürlüğü talepte bulunan Isparta, Denizli, Sinop, Trabzon, Bursa ve Tekirdağ’da bilim ve sanat merkezleri açtığını ilan etmektedir. Merkez bünyesinde yalnızca bir tane üstün yetenekliler konusunda yetişmiş eleman barındıran söz konusu müdürlük, tutarsız ve plansız da olsa bazı girişimleri sürdürmeye çalışmaktadır. Üstün yeteneklilerle ilgili toplantılar düzenlemekte ve 1995’den bu yana yaklaşık 400’e yakın öğretmene, bazıları son derece etkili olan hizmet içi eğitim programları düzenlemektedir. Ancak tüm bu çabalara rağmen 2000-2001 öğretim yılın itibarı ile, Bayburt’ta 44, Ankara Yasemin Karakaya’da 38 ve Urla’da bilim ve sanat merkezine dönüştürülen Hüseyin ve Asiye Akyüz Temel Eğitim Okulundaki seçilmiş 14 öğrencinin okulun dışı saatlerde bazı zenginleştirme etkinliklerine katılmaktadır.

Özel eğitim gerekliliğinin ilk fark edildiği alan müzik olmuş ve 6660 sayılı bir kanun çıkartılarak, müzikte üstün yetenekli çocukların erken yaşta tanılanması ve ihtiyaç duydukları özel eğitimi almak üzere yurt dışına gitmeleri sağlanmıştır. Ünlü sanatçılarımız Suna Kan ve İdil Biret bu olanaktan yararlanarak üstün yeteneklerini üstün performansa çevirme şansını ve becerisini sergilemiş değerlerimizdir. Daha sonra bu kanunun kullanımı ya da iddia edildiği gibi kötüye kullanıma önce sınırlanmış sonra da 1977’de dondurulmuştur, ilkokulu tamamlayan yetenekli öğrencilerin genel kültür destekli özel müzik eğitimi aldıkları mevcut yedi adet devlet konservatuvarı da çok sınırlı bir gruba hitabeden, ülke çapında yetenek havuzundan öğrenci seçmeyi başaramamış özel yetenek okulları olarak eğitimlerini sürdürmektedir.

1964’de ilk mezunlarını seçen Ankara Fen Lisesi, fen ve matematikte üstün yeteneklileri toplamış ve onlara Ford Vakfı’nın mali, ABD’de New York’taki Bronx Fen Lisesi’nin bilgi desteği ile özel olarak seçilmiş ve ABD’de ve ODTÜ’de yetiştirilmiş öğretmenlerle özel bir eğitim sunmuştur. Yatılı okul ortamında, laboratuar ve kitaplık, gezi-gözlem, münazaralar, küçük grup çalışmaları ve bireysel destek uygulamaları ile desteklenen bu uygulama dört yıl sürmüş, Ford Vakfı’nın desteğini çekmesi ile özelliğini yitirmiştir. Bu okullar seçilmiş öğrencilere normal liselere kıyasla bir kaç ek matematik ve fen dersi vermenin ötesinde bireyselleştirilmiş ya da öğrencinin hızına, ilgisine, öğrenme biçimine göre farklılaştırılmış ve yaratıcılığını ortaya çıkarmasına fırsat veren bir eğitim yerine fen ve matematikte tekdüze kitle eğitimi veren okullar halinde eğitimlerini sürdürmektedir.
1990’ların başında Ankara ve İstanbul’da açılan ve daha sonra yaygınlaştırılmaya çalışılan güzel sanatlar liselerinde lise düzeyinde resim ve görsel sanatların bazı dallarında özel eğitim verilmektedir. Bu okullarımızın sayısı 16 dır {İŞ Bankası, 1998).

Her ne kadar özel eğitim amacına dönük olarak hizmet vermeseler de ülkemizde geçerli olan son derece seçici eleyici bir modelle öğrenci alan Robert Lisesi, Üsküdar Amerikan Koleji, İzmir Amerikan Koleji, Alman ve Avusturya Lisesi gibi bazı özel okullar yalnızca akademik başarıya göre seçilen öğrenciye değil, onun doğal bir bileşeni olan üstün yeteneği de içinde barındıran bir grup öğrenciye eğitim vermektedir. Bu liselerden birisinin müdürü kabul ettikleri öğrenciler içinde çok üstün yeteneklilerin yaklaşık grubun üçte birini oluşturduğunu ifade etmektedir. Sözü edilen okullardan bir kaçı öğrencinin ihtiyacına göre müfredatı esnetmekte; zenginleştirme, derinleştirme, mentorlarla çalışma, bireysel projeler ve uluslararası yarışmalar gibi yöntemlerle bu öğrencilerine farklılaştırılmış bir üstün yetenekliler eğitimi sunmaktadır.

Kaynakça:
Yetişemediğimiz Çocuklar:
Üstün Yetenekli Çocuklar ve Sorunları,
Ankara, Eduser Yayınları, 2001
Blog Attachment

Related Blogs

Leave us a Comment

Sende Düşünceni Yazabilirsin. Bizim İçin Çok Önemli:

%d blogcu bunu beğendi: